mutluluk ( zülfü livaneli), ana ( gorki),adı aylin vs. vs. vs.
şiirler.. Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi Biz kendimizden başka Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz,Acısını acımız bildik.. Dünya'nın öbür ucunda,Hiç tanımadığımız bir insanın Gözyaşı bile içimizi parçaladı... Kedilere ağladık..Kuşların yasını tuttuk... Yüreğimizin yufkalığı..Kimi zaman hayat karşısında Bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir İnsanın insana yanması Sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep Üzüldüm, hep yandım.. Yaşamak ne güzeldir be sevgili.. Sevinerek.. severek.. sevilerek..Düşünerek... ve o vazgeçilmez sancılarını Duyarak hayatın.
Yılmaz Güney
İstanbul Yoktu Sen Olmasaydın. Ben nice İstanbul’lular gördüm sana gelinceye kadar .. Kirli paçavralara benzerdi insanları Dostluktan, vefadan yoksun. Bölünmüş, dağılmış, parçalanmış Ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun. Yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri Bir tutsam Yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri . Evlerinde bulduğum yalnızlık.. Sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı. Günler boyunca Bir başka karanlık gelirdi. Karanlığın biri kaybolunca Güneşler doğardı görmezdim. Bir ses durmadan ölüme çağırırdı Bilmezdim bu şehirde senin yaşadığını Bilmezdim... Zindandı bütün meyhaneler Duvarlar karaydı.. Köhne bir bizans eskisiydi İstanbul sensiz. Semt semt bir ağır yorgunluktu . Sürekli bir aldanıştı sokak sokak Benden en uzak sevgilerde yaşadım yıllarca O büyük yalanlarda yaşadım Senden habersiz bir ölü gibi Senden uzak zamanlarda yaşadım. Mabetler yıkıldı içimde Umutlar hayaller yıkıldı. Bir gün bütün İstanbul yıkıldı. Sokaklar kaydı ayaklarımın altında..Gün oldu kalabalık meydanlarında inançlarım yıkıldı, Gün oldu Gözlerime çiviler çakıldı merhametsiz. Toz toz oldum, duman duman oldum Aldığını geri vermedi yıllar. Yitirdim kendimi bu rezil şehirde Seni buluncaya kadar. Eskiden bir lale hatırlardım Yada mavi mavi bir deniz İstanbul denince Serin rüzgarlar okşardı saçlarımı Rıhtımlar balık balık kokardı. Ne zaman Yumsam gözlerimi bir gemi kalkardı. Vapur düdükleri durmadan öterdi. Eskiden bir İstanbul vardı bilmediğim Bana yeterdi. Sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi Gezdim sokaklarında Sonra kaç yıl bir sevgi aradım İstanbul’u aradım. Belki de seni aradım bilmeden Ayaklarımın dibinde den,izler can çekişti Şehirler parçalandı Bir çağ öldü gözlerimin önünde Benim en güzel çağım öldü. Bizi topraktan yarattılar Gel gör ki... Bu şehirde Benim toprağım öldü. Seni aradım bu şehirde yıllarca Yana yakıla seni.. Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir. Hep böyle sensizmiydi bu şehir. Bu şehir İstanbul’muydu ? Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde Gemiler demir almazdı Trenler işlemezdi Sen olmasaydın Bir ömür bitip Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde Bahar gelmezdi Ağaçlar çiçek açmazdı Seni bulmasaydım Ve ben yoktum İstanbul yoktu Sen olmasaydın.
Ümit Yaşar Oğuzcan
benim eserim :) Bir tren gar'ında beklemekdeydi hüzün, ya alıp gitmeliydim yada umud etmeliydim sadece yaşanacak tüm mutlulukları.... biliyordum hüzün bana yakışmazdı ama ne ben onsuz yapabildim nede o bensiz.... öfkem hüzne değil sadece anlamsızlaştırdıgımız bekleyişlereydi belki ama yine de hüzün bize yakışmadı be iki gözüm....
sevmek...
sevmek; kararmıs bir kentin aydınlıgını görebilmek...
sevmek; buz kesmis bir bedenin bile sıcaklıgını görebilmek...
sevmek; ışık olmak karanlıklara...
sevmek sadece görmek degil...
hissedebilmekdir....
ve sevmek sadece onun gözlerine baktıgında yaşam sunmakdır yaşanmışlıklara...
Bir ağacı sevdiğim, O'nu kendime dost seçtiğim için...
"Normaller", bunu da çok gördüler.
Betonlar arasına sıkıştırılmış küçücük dünyamda demire, çimentoya direnip serpilebilmiş, dallarını rüzgâra teslim edip yapraklarını havalandırdıkça, "bak, yaşam sürüyor, umudunu yitirme" dercesine bana yaşam sevinci bağışlayan...
...arkadaşımı...
kestiler.
... Haftasonu tatili için gelen kızımla kahvaltımızı hazırlıyorduk.
Baba - kız, bir de salkımsöğütüz sanıyorduk.
İki dilim ekmek kızartacak, taze demlenmiş birer bardak çay koyacak, minik minik doğradığımız patateslerin üzerine yumurta kıracaktık.
Bizi kırdılar. ...
"Baba! Ağacımızı kesmişler!!!"
Neden???
...
"Apartman görevlisi" Hüsam, bir üst kat, çaprazımızdaki daireyi gösterdi parmağının ucuyla. 6 numaralı dairede oturan, ilerilere bakacağına aşağıları izlemekten zevk alıyor olmalı; "pis bir görüntüsü var, hem de bahçe lâmbasının ışığını kesiyor" demiş, kestirtmiş.
...
Yönetici; "bana sormadılar" diyor.
Herkes kızımla bana, bir ağaca ağlıyoruz diye gülüyor.
...
Normaldir.
Ben, anormalim.
Öyle olmasam, şimdiki gibi kurak geçen bir yaz gecesi, günlerdir esen bir rüzgârın ardından gökyüzü bulutlanıp da nihayet yağan yaz yağmurunun yıkadığı salkımsöğütüme şiir yazmaya kalkar mıydım?
bu sabah karanlık bir sabahdı...
öfkem dizginlenmeyecek kadar çok, yüzüm ise sadece karanlık bir bir bakısla uyandım gune...
nerde bırakmıstım gülüşlerimi...
hangi düşlerde yitirdim şan kahkahalarımı...
sen güne uyandıgında ben sadece bakmakdaydım olan bitene...
İstanbul Yoktu Sen Olmasaydın.
Ben nice İstanbul’lular gördüm
sana gelinceye kadar ..
Kirli paçavralara benzerdi insanları
Dostluktan, vefadan yoksun.
Bölünmüş, dağılmış, parçalanmış
Ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun.
Yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri
Bir tutsam Yapışır kalırdı ellerime
en çirkin yerleri .
Evlerinde bulduğum yalnızlık..
Sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı.
Günler boyunca Bir başka karanlık gelirdi.
Karanlığın biri kaybolunca Güneşler doğardı
görmezdim. Bir ses durmadan ölüme çağırırdı
Bilmezdim bu şehirde senin yaşadığını Bilmezdim...
Zindandı bütün meyhaneler Duvarlar karaydı..
Köhne bir bizans eskisiydi İstanbul sensiz.
Semt semt bir ağır yorgunluktu .
Sürekli bir aldanıştı sokak sokak
Benden en uzak sevgilerde yaşadım yıllarca
O büyük yalanlarda yaşadım Senden habersiz
bir ölü gibi Senden uzak zamanlarda yaşadım.
Mabetler yıkıldı içimde Umutlar hayaller yıkıldı.
Bir gün bütün İstanbul yıkıldı. Sokaklar kaydı
ayaklarımın altında..Gün oldu
kalabalık meydanlarında inançlarım yıkıldı,
Gün oldu Gözlerime çiviler çakıldı merhametsiz.
Toz toz oldum, duman duman oldum
Aldığını geri vermedi yıllar.
Yitirdim kendimi bu rezil şehirde
Seni buluncaya kadar.
Eskiden bir lale hatırlardım
Yada mavi mavi bir deniz İstanbul denince
Serin rüzgarlar okşardı saçlarımı
Rıhtımlar balık balık kokardı.
Ne zaman Yumsam gözlerimi bir gemi kalkardı.
Vapur düdükleri durmadan öterdi.
Eskiden bir İstanbul vardı bilmediğim
Bana yeterdi.
Sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi
Gezdim sokaklarında
Sonra kaç yıl bir sevgi aradım
İstanbul’u aradım.
Belki de seni aradım bilmeden
Ayaklarımın dibinde den,izler can çekişti
Şehirler parçalandı
Bir çağ öldü gözlerimin önünde
Benim en güzel çağım öldü.
Bizi topraktan yarattılar
Gel gör ki... Bu şehirde Benim toprağım öldü.
Seni aradım bu şehirde yıllarca
Yana yakıla seni..
Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir.
Hep böyle sensizmiydi bu şehir.
Bu şehir İstanbul’muydu ?
Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde
Gemiler demir almazdı
Trenler işlemezdi
Sen olmasaydın
Bir ömür bitip Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde
Bahar gelmezdi Ağaçlar çiçek açmazdı
Seni bulmasaydım Ve ben yoktum İstanbul yoktu
Sen olmasaydın.
Ümit Yaşar Oğuzcan
benim eserim :)
Bir tren gar'ında beklemekdeydi hüzün, ya alıp gitmeliydim yada umud etmeliydim sadece yaşanacak tüm mutlulukları....
biliyordum hüzün bana yakışmazdı ama ne ben onsuz yapabildim nede o bensiz....
öfkem hüzne değil sadece anlamsızlaştırdıgımız bekleyişlereydi belki ama yine de hüzün bize yakışmadı be iki gözüm
bu sabah karanlık bir sabahdı...
öfkem dizginlenmeyecek kadar çok, yüzüm ise sadece karanlık bir bir bakısla uyandım gune...
nerde bırakmıstım gülüşlerimi...
hangi düşlerde yitirdim şan kahkahalarımı...
sen güne uyandıgında ben sadece bakmakdaydım olan bitene...
Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi Biz kendimizden başka Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz,Acısını acımız bildik.. Dünya'nın öbür ucunda,Hiç tanımadığımız bir insanın Gözyaşı bile içimizi parçaladı... Kedilere ağladık..Kuşların yasını tuttuk... Yüreğimizin yufkalığı..Kimi zaman hayat karşısında Bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir İnsanın insana yanması Sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep Üzüldüm, hep yandım.. Yaşamak ne güzeldir be sevgili.. Sevinerek.. severek.. sevilerek..Düşünerek... ve o vazgeçilmez sancılarını Duyarak hayatın.
Yılmaz Güney
İstanbul Yoktu Sen Olmasaydın. Ben nice İstanbul’lular gördüm sana gelinceye kadar .. Kirli paçavralara benzerdi insanları Dostluktan, vefadan yoksun. Bölünmüş, dağılmış, parçalanmış Ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun. Yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri Bir tutsam Yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri . Evlerinde bulduğum yalnızlık.. Sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı. Günler boyunca Bir başka karanlık gelirdi. Karanlığın biri kaybolunca Güneşler doğardı görmezdim. Bir ses durmadan ölüme çağırırdı Bilmezdim bu şehirde senin yaşadığını Bilmezdim... Zindandı bütün meyhaneler Duvarlar karaydı.. Köhne bir bizans eskisiydi İstanbul sensiz. Semt semt bir ağır yorgunluktu . Sürekli bir aldanıştı sokak sokak Benden en uzak sevgilerde yaşadım yıllarca O büyük yalanlarda yaşadım Senden habersiz bir ölü gibi Senden uzak zamanlarda yaşadım. Mabetler yıkıldı içimde Umutlar hayaller yıkıldı. Bir gün bütün İstanbul yıkıldı. Sokaklar kaydı ayaklarımın altında..Gün oldu kalabalık meydanlarında inançlarım yıkıldı, Gün oldu Gözlerime çiviler çakıldı merhametsiz. Toz toz oldum, duman duman oldum Aldığını geri vermedi yıllar. Yitirdim kendimi bu rezil şehirde Seni buluncaya kadar. Eskiden bir lale hatırlardım Yada mavi mavi bir deniz İstanbul denince Serin rüzgarlar okşardı saçlarımı Rıhtımlar balık balık kokardı. Ne zaman Yumsam gözlerimi bir gemi kalkardı. Vapur düdükleri durmadan öterdi. Eskiden bir İstanbul vardı bilmediğim Bana yeterdi. Sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi Gezdim sokaklarında Sonra kaç yıl bir sevgi aradım İstanbul’u aradım. Belki de seni aradım bilmeden Ayaklarımın dibinde den,izler can çekişti Şehirler parçalandı Bir çağ öldü gözlerimin önünde Benim en güzel çağım öldü. Bizi topraktan yarattılar Gel gör ki... Bu şehirde Benim toprağım öldü. Seni aradım bu şehirde yıllarca Yana yakıla seni.. Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir. Hep böyle sensizmiydi bu şehir. Bu şehir İstanbul’muydu ? Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde Gemiler demir almazdı Trenler işlemezdi Sen olmasaydın Bir ömür bitip Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde Bahar gelmezdi Ağaçlar çiçek açmazdı Seni bulmasaydım Ve ben yoktum İstanbul yoktu Sen olmasaydın.